Kahveyi keşfeden Şazeli tarikatının kurucusu Ebu’l Hassan Şazeli’dir. Kâtip Çelebi’nin
rivayetine göre Şeyh Şazeli, 1258’de Hacc’a giderken yolda müridi Şeyh Ahmed ile
beraber sohbete daldıkları sırada kendisine verilen kahve çekirdeklerini kaynatarak
içmiştir. Bundan dolayı Şeyh Şazeli, kahveci esnafınca “pir” kabul edilir. Önce
Habeşistan ve Yemen’de, ardından Mekke’de ve Kahire’de tanınan kahve, Solakzâde’ye
göre Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferini takip eden yıllarda Müslüman tüccarlar
tarafından -Yemen, Cidde, Kahire ve İskenderiye’den geçerek- İstanbul’a getirilmiştir.

Gündelik hayatta tanınması ve yaygınlaşması ise Kanunî Sultan Süleyman devrinde
olmuştur (Emeksiz 2009: 123).
Kahvehaneler hiçbir devirde sadece bir şeyler içilip geçilen yerler olmamıştır. Satranç,
tavla, dama, piket, bezik ve türlü kâğıt oyunları, gençler arasında yüzük ve tuğra oyunları
buralarda oynanmıştır. Buralarda günlük, siyasal ve edebî sohbetler edilmiş, mahalleli
birbiriyle buralarda buluşmuştur. Boş zaman avcısı şeklinde de nitelenen kahvehaneler,
zamanla örgütlü eğlencenin satın alındığı kamuya açık ilk din dışı boş zaman işletmeleri
olmuştur (Emeksiz 2009: 135).



Mehmed Ali YILDIZ, “Beyazıt’ta Bir Kültür Ortamı: Küllük Kahvesi,”
Mavi Atlas, 4/2015: 96-107.