yeditepe istanbul ve sultan makamı gibi mahalle yaşantısını konu alan dizilerin senaristliğini yapmış isim. iki dizinin de hikayesi çok yakın, hemen hemen aynı şeyler işlenmiş olsa da kendisinin projelerinin insanda ayrı bir yeri oluyor.
17 noktada görebileceğiniz onlarca eser ile şahane bir istanbul turu yapmış olacaksınız. fotoğraf makinenizi kapın yola çıkmadan dinlenip nefes alabileceğiniz kafeleri de araştırın derim.

işte o şahane rota kelime=taksim'den sultanahmet'e
heybedar.com mağaza sayfasında bulunan dergilerin satışından komisyon almak için heybedar'a kaydolup satış ortaklığını etkinleştirdikten sonra profilinizde sizin için hazırlanan linki paylaşmalısınız. ayrıca gelirinizi profilinizden takip edebilirsiniz. sorularınız için buradan yazabilirsiniz.
Gâvur, Türkçede Müslüman olmayan kişileri belirtmek için kullanılan bir sıfattır. Osmanlı Devleti döneminde Farsça gebr sözcüğünden Türkçeye girmiş ve bu dönemde gayrımüslimleri, özellikle de Rumları nitelemek için kullanılmıştır.1856 yılında Osmanlı Devleti içinde ilan edilen ve Osmanlı Devleti bünyesinde yaşayan, hangi dinden olursa olsun herkesin birbiriyle eşit haklara sahip olmasını öngören Islahat Fermanı ile birlikte, Gâvur sözcüğünün de içinde bulunduğu pek çok küçük düşürücü kelime yasaklanmıştır.Sözcük Farsçadan ilk alındığında aşağılama ve hor gösteren bir anlam içermekteyken toplum arasında hızla yayılmış ve Arapça kâfir sözcüğü ile eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmış, hakaret güden anlamını büyük oranda korumuştur.Gâvur sözcüğü Türkçe üzerinden Balkanlardaki pek çok toplumun da diline girmiştir. Bu sözcüğe Bulgarcada Gyaur, Rumencede Ghiaur, Sırpçada ve Hırvatçada Kaurin, Arnavutçada ise Kaurr denmiştir.
birçok osmanlı subayının portresinde ismini gördüğüm ressam kişisi. en beğendiğim tablosu görsel
darkafalar.com sayesinde kendisini tanıdım.
cins dergide yazar.
twitter'ın kaliteli hesaplarındandır.
Kahveyi keşfeden Şazeli tarikatının kurucusu Ebu’l Hassan Şazeli’dir. Kâtip Çelebi’nin
rivayetine göre Şeyh Şazeli, 1258’de Hacc’a giderken yolda müridi Şeyh Ahmed ile
beraber sohbete daldıkları sırada kendisine verilen kahve çekirdeklerini kaynatarak
içmiştir. Bundan dolayı Şeyh Şazeli, kahveci esnafınca “pir” kabul edilir. Önce
Habeşistan ve Yemen’de, ardından Mekke’de ve Kahire’de tanınan kahve, Solakzâde’ye
göre Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferini takip eden yıllarda Müslüman tüccarlar
tarafından -Yemen, Cidde, Kahire ve İskenderiye’den geçerek- İstanbul’a getirilmiştir.

Gündelik hayatta tanınması ve yaygınlaşması ise Kanunî Sultan Süleyman devrinde
olmuştur (Emeksiz 2009: 123).
Kahvehaneler hiçbir devirde sadece bir şeyler içilip geçilen yerler olmamıştır. Satranç,
tavla, dama, piket, bezik ve türlü kâğıt oyunları, gençler arasında yüzük ve tuğra oyunları
buralarda oynanmıştır. Buralarda günlük, siyasal ve edebî sohbetler edilmiş, mahalleli
birbiriyle buralarda buluşmuştur. Boş zaman avcısı şeklinde de nitelenen kahvehaneler,
zamanla örgütlü eğlencenin satın alındığı kamuya açık ilk din dışı boş zaman işletmeleri
olmuştur (Emeksiz 2009: 135).



Mehmed Ali YILDIZ, “Beyazıt’ta Bir Kültür Ortamı: Küllük Kahvesi,”
Mavi Atlas, 4/2015: 96-107.
Sizler evleneceğiniz kişinin onayından geçmek için hayatınızın en güzel şiirini yazmaya kalkışsaydınız neler çıkardı ortaya hiç düşündünüz mü? "Şairin bir yakıtı varsa o da şiirdir" diyen Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği şahane bir eser. #Fragman
ANT



Bir ant içmişiz ki Hakk'ın dilinden
Haydi Arş'a kadar gel bunu haykır !
Korkma tünediği o kof ininden
Çıkar izmihlali zulmetini kır !

Belki ufukları saracak kabus
Senin bir tüy kadar narin canın var
Kızımın başında mukaddes namus
Kalbinde tunçlaşmış bir imanın var

Çiğnense ayaklar altında toprak
Gökler sana ağuş açmış yiğidim
Güneşe set çeken ufuklara bak !
Kimdir davamıza hançer sokan kim ?

Ey garb ordularla boynumuzu ez !
İster tufan gibi yağ üstümüze
Kutsal andımızın şavkı bükülmez
Getirir yepyeni çağ üstümüze

Garb denen bu vahşi medeniyetin
Bakın takvimlerden zaman hattına
Kıbleme elleri değmez savletin
Ve kokmuş nefesi Türk Vatanına !

Zuldür ölümlere ana yurdunda
Değil mi inlerse nefessiz taşlar !
Bir Hilal uğruna cihad yolunda
Yıkılmaz kaledir o masum başlar !

Göklerden yerlere müjdeler yağar
Akar kanlarımız hep oluk oluk
Nasıl bir ufacık makbere sığar ?
Bu yüce davayı haykıran soluk !

k.a.gazioğlu


Dini devlet mülk-ü millet için ant içmiş ve içecek bütün kahramanların aziz hatırasına!
Ofissizler freelance çalışanların birbirlerini destekleyebilecekleri, zora düştüklerinde yardım alabilecekleri ve kendilerini yalnızlaşmış hissetmemelerini sağlayacak bir dayanışma ağı. Beyaz yakalı ve freelance çalışanların ortak mekan arayışı ile ortaya çıkmış ve bu kişiler arasında dayanışma sağlamayı hedefliyor.

Her çarşamba Dünyada Mekan’da ortak çalışma günü ve çeşitli etkinlikler düzenleyerek freelance çalışanları evden çıkmaya motive ediyor, sorunlara çözüm bulmaya çalışıyor. Haftalık toplantılar yapan grup tüm freelance çalışanları rutinini bozup evden çıkmaya, neleri nasıl değiştirebileceğimize birlikte karar vermeye çağırıyor.


kaynak
(hayali karakter) bilal saka'nın oluşturduğu bir ayakkabı tasarımcısıdır. erdal isminde birine göre son derece zeki ve yakışıklıdır.
özellikle pandeminin ilk dönemlerinde siteye olan ilgilinin normal dönemlere nazaran birkaç birden artması ve son zamanlarda siteye çok fazla yeni yazar gelmesi sonrası dikkatimi tekrar heybedar'a yöneltmem gerekti. sunucu hatalarının artmasından dolayı birkaç haftadır gözetimde tutuyordum ancak gelen yazıların birçoğunun niteliksiz olmasından dolayı buna gerek duymuyordum. son bir haftada siteye gelen kaliteli öyküleri gördükten sonra daha iyi bir sunucuya geçmeye karar verdim. bu arada heybedar.com a erişim probleminiz olduğunda ya da küçük küçük pasajlar paylaşmak istediğinizde burayı kullanabilirsiniz :)

iyi geceler
Melkon Alemşeryan, 2 Mayıs 1895’te, dönemin en kozmopolit şehirlerinden biri olan İzmir’de doğar. Babası tüccar Garabed Efendi ile annesi Madam Hripsime’nin en büyük çoçuğu… Madam Hripsime, gençliğinde Levantenlerin gözde enstrümanı gitara merak salar, fakat bir türlü gitar bulamayınca, ona en yakın enstrüman olarak kendisine önerilen udu çalmaya başlar. Bu sayede, küçül Melkon, neredeyse ud kendisinden daha büyükken, ilk kez enstrümanı eline alır ve “o benim efendim” diyeceği ve rahatsızlığından ötürü bir yıl uzak kaldığı için ağır depresyona gireceği uda mızrabı vurmaya başlar.

17 yaşına geldiğinde, askere çağrılır, fakat savaşı eksik olmayan bir orduda askerlik yapmak istemez ve gemiyle Atina’ya gider. Atina’da hiç yabancılık çekmez, zira İzmirli olduğu için gayet güzel Rumca konuşuyordur. Tavernalarda, kahvelerde tek bildiği işi yapar, ud çalıp şarkı söyler. Atina’da tanıştığı Aşil Pulos’la, şanslarını ABD’de denemeye karar verirler ve 1921’de gemiye atlayıp New York’a doğru yola çıkarlar. Pulos, Alemşeryan ve udu…


tamamı için
kapağı açılırken şırank! diye ses çıkaran çakmak, adını üretici fransız firmasından almıştır.
domaini türkçe karakterli alamadığımız için kulluk.net olarak almamıza sebep olmuştur. belli mi olur bakarsınız memleketin en kaliteli bilgi platformu olur.
murat bey ve ekibi tarafından nasıl dışlandığımı derginin yayın yönetmeni melek rada tarafından nasıl şiddet gördüğümü yarın gece periskop hesabımdan açıklayacağım.

şaka şaka delikanlı adamın periskop hesabı mı olurmuş!
Değerli yazarlarımız merhaba,bir yandan sizlerden gelen içerikleri değerlendirirken diğer taraftan da platformu daha verimli kullanmanın, yayına alınan içeriğin niteliğini arttırmanın yollarını arıyoruz. İçerik onay süresi giderek uzuyor bunun sebebi içeriği en iyi kaliteye getirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Editörler görmüyor ya da ilgilenilmiyor gibi bir izlenim olabilir ancak gelen her metni günlük olarak inceliyoruz. Bekleme sürelerini minimuma indirmek ve içeriği daha iyi tasnif etmek adına bundan sonraki süreçte içerikleri belirlediğimiz kalite ölçütlerine göre sınıflandırarak yayına alacağız. Örnek verecek olursam güzide, nefes, heves gibi.. Kategori isimlerine tam olarak karar vermemiş olsakta önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız. önerilerinizi iletebilirsiniz.
hayatımda çok az şeyden bu kadar keyif almışımdır. öğrencilik yıllarımda arkadaşlarla atatürk kitaplığında sabahlar ara verdikçe de bahçesinde sigaraya döner, buz gibi havada sessizliğin ve manzaranın tadını çıkarırdık. evveldi, güzeldi.

görsel
görsel
görsel
görsel
Size yarım kalan bir hikayeden bahsedeceğim The OA .Amerikan yapımı olan dizi bilim kurgu türünde ve doğaüstü olayları barındıran içine alıp sürükleyen bir yapım.Türünün bilim kurgu olduğuna aldanmayın hikayede sevgiyi ve dostluğu da gözlerinizi dolduracak kadar hissedeceksiniz.Baş rolü duru güzelliğiyle Brit Marling canlandırıyor aynı zamanda senaryosunu da paylaşıyor.Dizi 2.sezonda final yaptı. Netflix'e bunu nasıl bitirirsiniz dediği binlerce seveni vardı.Hatta devamı için yurt dışında bireysel eylemler yapıldı.Henüz resmi açıklama yayınlanmadı ama sohbetimizin uğur getireceğini düşünüyorum.Şimdi biraz neler olduğundan bahsedelim .Prairie Johnson 7 yıl sonra evine dönüyor ve gözleri açılmış şekilde hikaye bu noktada başlıyor.Geldiği yere dönme çabası veren Prairie kendine yardım edecek dostlar ediniyor .Boyut açma hareketlerini öğretmeden önce 7 yıl boyunca yaşadıklarını anlatıyor.Aralarında gelişen bağ ve altılının Prairie olan inancı oldukça etkileyici.Dizide insanlık dışı deneyler yapan Hap karakteri insanın amacı için nasıl korkunç olabileceğini gözler önüne seriyor.Fakat Hap'ın yaptıkları onları birbirine daha çok bağlıyor ve inançları için verdiği savaşı hayranlıkla izletiyor.Tüm yaşanan deneyler doğaüstü olaylar arasında saf sevgi dediğimiz bir aşk Prairie ve Homer arasında yaşanıyordu.Dizinin ölüme kadere olan bakış açısı bildiğimizden farklı ölümüm son değil başlangıç olduğunu anlatıyor...
test ettiğimiz ve bu haliyle kullanıma sunacağımız sistemin hikayesi şöyle.yazarlardan premium içerik üretmek isteyenler, ilgili editör ile iletişime geçerler. şayet editör yazarı yetkin görürse kullanıcı premium yazar filtresine eklenir ve artık yazarın referansıyla satılan her premium üyelikten 6 Tl ödeme alır. üyelik ismi için henüz bi isim düşünmedik ancak bu bir yazar destek modelidir. şimdilik premium üyelik diyebiliriz.severek takip ettiğiniz, yazmaya devam etsin istediğiniz yazarları, üyelik satın alırken referans yazar sütununa ekleyerek üyelik ücretinin yazara ödenmesini sağlayabilir, takipçisi olduğunuz yazara destek olabilirsiniz.özet geçelim. yazar içeriğini ekler, içerik premium içerik olduğu için sadece ilk paragrafı kullanıcıya görünür ve eğer kullanıcı tamamını okumak istiyorsa üyelik satın almak durumunda kalır. bir defa üyelik satın aldıktan sonra sitede bulunan tüm premium içerikleri okuyabilir. ancak üyeliği alırken hangi yazarı referans olarak eklediyse üyelik ücreti o yazara ödenir. 10 tl olan üyelik ücretinin 2 tl'sı pos ücreti, 2 tl'sı kategori editörüne 6 tl'sı ise referans yazara aktarılacak şekilde olacak.burada tabi iş iyi yazarlara ve iyi editörlere düşüyor. şayet yazarlar kaliteli metinler hazırladıkça kendileri için iyi bir gelir modeli olur diye düşünüyorum.sorularınızı aşağıya yazabilirsiniz.